Dünyadaki azınlık aşık kalpler

Şiirin dünyamıza girdiği günden beri 
Hissetmeyi bize öğreten şairlere hakaret olmaz mı sevdayı görüp de anlamak?
Anladığını sandığın ama anlamadığın sevgiye inanmak. 
Zaten sevgisizlik yer etmiş kalplerimizde  
Her atışında tenimize batan kılçıklar,
Arta kalan kanlar…
Yüreğimize geçiremediğimiz sözler ve olmayanı kaybetme korkumuz. 
Hiç bizim olmayanı kaybetmekten korkuyoruz.  Düşlerimizdeki hayali arıyoruz ya da. 
Duyularımızı harekete geçirecek,katı kalbimizi yumuşatacak…
 Hiç düşündünüz mü aşktaki en acı eylemi? 
Ertelemek,yanındayken beklemek,gözlerini anlamsızca izlemek. 
Ya da o en meçhul en olasılıksız aşkımızın yolda yanımızdan geçmesi 
Belki de ömrünüzün şu saatine kadar aynı yolları yürüdünüz 
Her yıl her hafta hatta her saat. 
Bilmiyorsunuz 
Ben de bilmiyorum 
Doğru insanın öldüğü kadar küstah hayat 
Bunu yüzümüze çekinmeden söyleyecek kadar acımasız,ukala
Hayat bunak birazda 
Geçmişi unutur bugünü unutur 
Aşk da öyle 
Unutkan aşıkların hepsi. 
İyiliği,kötülüğü en önemlisi de sevmeyi,sevilmeyi unutmuş. 
Sanki şu en büyük aşklar duygularını bir çuvala doldurmuş. 
Sanki onlardan başka kimse bu duyguyu tadamaz gibi. 
Onlar da düşüncesiz. 
Belki en büyük aşkın kalbinin diğer yarısı olduğumuzda biz de öyle düşüncesiz olacağız. 
Hayat gibi ukala ve küstah olacağız belki. 
Fırsatları görmeyip, elimizdekinin kıymetini bilmeyeceğiz. 
Kalbimizin diğer yarısını da benzeteceğiz buna. 
Aşk öyle bir şey ki; 
Ne oluru var ne de olmazı 
Çıkmaz sokak, ölü beden, uçamayan bir kuş 
Özgür değil, canlı değil ve kararsız. 
Kendimizi içinde bulduğumuz şu dünya oysa ne kadar da aşksız. 
Sevgiden yoksun. 
Belki de bu yüzden yalnızız. 
Dünyanın böyle olduğunu anlayan tek kişi biziz belki. 
Farkettiğimizden yalnızız ya da hayat böyle istediğinden. 
Kalpleri sadece kan pompalayan bedenleriz. 
Kalbimizi sadece nefes almak için kullanıyoruz. 
Bu yüzden hiç yormuyoruz onu,zora alıştırmıyoruz. 
Kolaya kaçıyoruz ve sevmiyoruz. 
Herkesi de kendimize benzetiyoruz. 
Zaten onların kalpleri de bizimki gibi. 
Onlarda yorulmayı seçmiyorlar. 
Ve hayata aşkı unutturmaktan başka seçenek bırakmıyoruz. 
O da ona düşen görevi yapıyor. 
Böylece sevginin olduğunu sadece söyleyebiliyoruz,sadece konuşabiliyoruz. 
Hissetmeyi unutmuşuz. 
Bu yüzdendir ki hissetmeyi bize öğretenlere sonsuz saygı duymalıyız. 
Dünyada kalan tek aşk kadınları, aşk adamları ve aşık bedenler onlar çünkü.  

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s